dayandığımız yalnızlık(e. aydın’a saygılarımla)

karla karışık yağar hüzün
üstüm başım hep uzun kollu
benden iyi bilirsin
anlatmama lüzum var mı(yıllar sonra fark etmiştim karın da insanı üşüttüğünü,diz boyu kar kaplarken sokakları anlıyordu insan;eldivenin içindeki eli saran cansızlığı..)

gözlerim senden sonra
hep parçalı bulutlu
sen de baksan görürsün
bakmaya yüzün var mı(hava durumlarına bir inanamadık yıllarca,bir de senin gelişine..)

mutlu muyduk ki ,sade nefes aldık
bıktım artık uzatma, yaslan bana ağla
kal yanımda böyle sonbahar gelince
soysuzlar içinde kalma yalnızlığım
bak yenildik işte
zamanı gelince kalkarız belki de
dayan yalnızlığım(yalnızlığı kal’da öğrenmiştik biz,yollar yitirilse de yitirilmeyeceğini bildiğim kardeşim, ardaman‘a…)

uzun yola gitmeden
iki koltuk ayırttım
seninkisi cam kenarı
sormana lüzum var mı(sen cam kenarına otur sevdiceğim,muavinin aylardır yıkanmayan gömleğinin kokusu bana gelsin..)

Yayınlandı:  on Temmuz 31, 2007 at 9:13 pm Yorumlar (2)

başka devrime hızla azalmak

çok olmadığımız kesin
çok olan tarafta değiliz
çok olan tarafta olmayacağız
gidip Almanya’da Türk olacağız
hollanda’da Surinamlı
fransa’da Cezayirli
iran’da Azeri
amerika’da zifiri zenci olacağız
çoğalan zencide mutlaka Kızılderili
israil’de Filistin’li…
köpeğin karşısında kedi
kedinin karşısında kuş olacağız
kuşun karşısında börtü böcek
hakemler hep karşı takımı tutacak
ve biz hep yedi kişi tamamlayacağız maçı…
çiçeklerden kamelya olacağız
az kolumuz tarafında
solda olacağız…
bu itirazın ilk şartı
solda az olacağız
devrimi çoğaltırken çünkü
biz başka devrime hızla azalacağız
bu da itirazın ikinci şartı

Yayınlandı:  on Temmuz 11, 2007 at 10:19 pm Yorumlar (2)

Kocamanız

Sandalyede ayaklarımız yere değdiği zaman anladık büyüdüğümüzü

O zaman anladık artık eskinin de eskiyebileceğini

Özlemle bakabilirken geçmişe; her geçen günü arar olduk

Şimdi zillere basamıyoruz, korkuyoruz güvenlik sistemlerinden

Topla da kırılmaz oldu camlar, kurşun geçirmezler artık

Yemeğe çağıran yok bizleri; akşam ezanı okununca

Siyah terler akmıyor artık yorulunca

Ayaklarımız yere değdi ya

Küçüldükçe büyüdük biz…

   

Yayınlandı:  on Temmuz 9, 2007 at 10:56 pm Yorumlar (12)

BAŞ(K)LIKSIZ

     

BAŞLIKSIZ  

Uslu çocuklardık biz

Top oynarken, hiç kirletmedik üstümüzü

Hiç terli terli su içmedik

Ne zaman terlesek

Sırtımızda kalın bir havlu ürpertisi  

Ağlamaya çalışsak

Hep babamız girerdi odaya

Erkeklerin yeni yeni ağladığı dönemde çocuktuk

Şimdi ondan galiba sebepli sebepsiz hıçkırıklarımız  

Aşkı da beceremedik

Terlemeyi ve ağlamayı beceremediğimiz gibi

Ne zaman bir aşk düşlesek

Yanımızda yalnızlık ürpertisi                                                                                                                                  21.03.2005                                                                                                                                 Erdinç Altun     

Yayınlandı:  on at 9:37 am Yorumlar (4)

Erdincinho Altunozzi Olmanın 10 Altın Kuralı

 1.) Malatyalı İtalyan bir menajer olaraktan “…o ki…” ile birbirine düğümlediğin cümleler efsane olmalı.

2.) Yönetmen, senarist, menajer gibi soyut işlerde eline kimse su dökememeli.

3.) Yeri geldiğinde halkın içinden biri yeri geldiğinde avam kamarasından biri gibi davranabilmeli fakat yine de halk çocuğu olmalısın.

4.) Bir esnafı kafaya almak senin için beş dakika bile sürmemeli. Belki dört. Bir ihtimal.

5.) “10 Adım” kurallarının Arda Başkan ile birlikte fikir babası olmalısın.

6.) Haftalık, Tempo gibi dergilere vereceğin potansiyel röportajlarda gündemi sarsacak, bomba gibi zehir zemberek açıklamalar yapma fırsatını asla kaçırmamalısın.

7.) Aborjinlerin yağmur duası için hazırladıkları içi boncuklu sopamsı şeyden tut dedenin eski kamasına kadar odanda envai çeşitlilikte eşya ve aksesuar bulunmalı.

8.) Gövdeni arkaya verip, kayarak gol atmakta usta olmalı, gerektiğinde pivot santrafor takımın ihtiyaç duyduğunda ise libero oynayabilmelisin.

9.) Sosyal olmalısın. Tüpçü ile de iç mimar bir hanımefendi ile de aran iyi olmalı.

10.) Zafer’in en sevdiği adamlardan biri olmalısın.

Özel Not: Lecce menajerine sevgilerle. Öpüldün.

Yayınlandı:  on Haziran 26, 2007 at 2:37 pm Yorumlar (3)

Bu Bir Tümer Metin Yazısıdır..

   Belki çok gecikti bu yazı, belki de bir yıl önce yazılmalı idi bu yazı. İlk geldiğin zamanı hatırlıyorum da,nasıl da keskin bakardı o gözlerin. Demiştik işte bu çocuk cidden topçu diye. İlhan’la nasıl da iyi bir ikiliydiniz. Benim derdim senin katkıların tekrar yad etmek değil. Zaten iyi Beşiktaşlılar bilir takıma neler kattığını..

   Fenerbahçe’ye gittiğin günü hatırlıyorum da,zerre kadar üzülmemiştim. Ne kendim adıma ne de takımım adına. Evet sen kendini farklı kılmaya çalışıyordun, diğer topçular gibi değildin;olmak da istemiyordun. Yeri gelince arabesk dinliyor,yeri gelince sıkı bir R&B’ci oluyordun. Ama senin de bir bedelin vardı. Bence bunun sen de farkında değildin,belki diğer özelliklerinle farkını ortaya koymaya çalışıyordun ama ucuz noktan açığa çıkmıştı.

   Kaptanlık da hak edilmeyen diğer kavramlar gibi sen de sırıtmıştı Beşiktaş’da iken. Evet 1 yıl geçti sensiz. Kayıplarımız oldu mu;olmuştur,sen kazanmış mısındır;kazanmışsındır. İnönü’ye ilk adımını attığın an “Okula  yeni nakil gelen yakışıklı, sarışın çocuğun laflarına inanıp eski sevgilisini bir günde terk eden;hatasını anlayınca şerefini(!) ortaya atan bir lisesi kız gördüm ben çim sahada”. Farkınız yoktu ikinizin de. Biz ikinizi de sevmiştik,ama ikinizi de sildik.

 

                                                                                                                          Erdinç Altun

21 Haziran 07

Yayınlandı:  on Haziran 21, 2007 at 10:06 am Yorumlar (2)

u m u t

Tanrı topraktan yarattığı insana kendinden”Hayat Nefesi”‘ini üflediği anda insanoğlu yaşayan bir ruh haline geldi. Yaşayan ruhlar olan bizler istisnasız,ilahi kanunun tecellisi,dünyaya ilk selamımızı aldığımız nefes ile verdik. Emanet aldığımız nefes,bu dünyadan ayrılırken sahibine geri dönecek. Bu iki nefes arasındaki hayat dediğimiz aralıkta,kalbimiz çarptığı sürece umut,umut,umut var. Aşkın kapısı umutsuzluk kapısı değildir,nefes ise sevgilinin bize selamı.(mercan dede’nin nefes albümünden alıntıdır)

Yayınlandı:  on at 2:35 am Yorumlar (1)

o insan işte o insana;ona

    (part1)  

sen de her insan gibi  kötü oluyorsun sevenin yanında olmadığı zamanlarda.
yalnızım da diyemiyorsun kendi kendine, çünkü kabullenemiyorsun yalnızlığı.
kabullenemiyorsun  seni tutan elin şu an başkasının elinin içinde terlediğini.
yine de sinirlenip, yakıyorsun bir sigara,sigara dumanını kendine bahane
sayıp hafiften ağlamaya başlıyorsun.
sigara bittiği an yine farkına varıyorsun tek başına kaldığının. çünkü o olsa kızardı sana,ya da sen daha az içesin diye bir fırt da o
çekerdi sigarandan.
üzüldüğünü belli etmemek istiyorsun ama ne fayda.
zaten o gittiği gün üzülüyorsun, gittiğine mi yalnız kalışına mı buna
karar veremiyorsun.
yakıyorsun bir sigara daha, seviniyorsun yine dumanı gözüne kaçacak diye… 

 (part2)  

güzel güzel defterler alırsın her sene dönem başında.ilk sayfasına geçirdiğin notlar sana gelecekte bişeyler vadedecek gibi gelir ilk zamanlar … renkli renkli kalemlerle “örnek”,”teorem” yazarsın başlık niyetine.hepdefterin sağında kalan sayfanın ayrı bir yeri vardır senin için.oraya yazarken sağ bileğin kareli kareli dokunur deftere.aralar verirsin bir dahakine daha hevesli olayım diye. 

sonra “sıfır-yedi” aşklara vurulursun, yeşil pelikan silgi gibi ezilir yüreğin. ne defter aklına gelir ne de kareli umutların. nefret edersin yazmaktan,bir dahakine tövbe dersin.sonra bir sonraki döneme yine bir defter alırsın en spiralinden. hayat seni kaşarlaştırdıkça,defterindeki ayraçlı bölmelerin sayısı da artar..

Yayınlandı:  on Haziran 13, 2007 at 8:01 pm Yorumlar (4)

hay el

etek giymeli bir kadın
ya da çiçekli elbise
dizlerinde bitmeli elbisenin fırfırları
bilmeli onu seven bir erkek olduğunu

bilmeli düşerse eğer
dizleri kanadığında
üfleyecek o erkek o dizlere…

Yayınlandı:  on Haziran 11, 2007 at 3:14 pm Yorumlar (2)

anlamsız

yabancılaştıysa hayat sana
ya da farklı farklı mahallelerde ikametgahın varsa hala
annen eskisi kadar ilgilenmiyorsa senle
anlamıyorsan el ele gezmenin ne demek olduğunu
beyninle bedenini sabitleyecek bir insan yoksa yanında
uykuya dalmak için olmayacak şeyler düşlüyorsan
hiçbir yatak çocukluğundaki gibi kokmuyorsa
ya da uykulardan yüzünde yastık iziyle uyanmıyorsan
sen anlamsızlaşmanın demini aldın demektir

boleroz’a itafen(seksekçim,yıllar geçer de jr altunozziler gelirse senin yanına,bilecekler oyun hamurlarının sahibi bolerozdan başkası değil..yüreğine sağlık)
Yayınlandı:  on Haziran 10, 2007 at 9:40 pm Yorumlar (3)