karla karışık yağar hüzün
üstüm başım hep uzun kollu
benden iyi bilirsin
anlatmama lüzum var mı(yıllar sonra fark etmiştim karın da insanı üşüttüğünü,diz boyu kar kaplarken sokakları anlıyordu insan;eldivenin içindeki eli saran cansızlığı..)
gözlerim senden sonra
hep parçalı bulutlu
sen de baksan görürsün
bakmaya yüzün var mı(hava durumlarına bir inanamadık yıllarca,bir de senin gelişine..)
mutlu muyduk ki ,sade nefes aldık
bıktım artık uzatma, yaslan bana ağla
kal yanımda böyle sonbahar gelince
soysuzlar içinde kalma yalnızlığım
bak yenildik işte
zamanı gelince kalkarız belki de
dayan yalnızlığım(yalnızlığı kal’da öğrenmiştik biz,yollar yitirilse de yitirilmeyeceğini bildiğim kardeşim, ardaman‘a…)
uzun yola gitmeden
iki koltuk ayırttım
seninkisi cam kenarı
sormana lüzum var mı(sen cam kenarına otur sevdiceğim,muavinin aylardır yıkanmayan gömleğinin kokusu bana gelsin..)